Dağcılık Nedir (ALINTI)

Dağcılık tanımlamasına geçmeden önce dağcılık kavramı üzerinde konuşmakta yarar vardır. Dağcılık sadece belirlenmiş bir dağın doruğuna zirve tırmanışı yapmak ve bu esnada karşılaşılabilecek tüm doğal ve doğal olmayan kişi ya da kişilerden kaynaklı sorunlarla başa çıkmak ve tekrar geriye gelmek üzerine kurgulanmış bir spor branşı gibi gözükse de bu açılımın dışında da birçok faktörlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Ovalar seni aldatır; hayatın kolay olduğunu düşünmene yol açarlar! Dağlar seni asla aldatmaz; sana gerçekleri öğretirler! Dağlara git!

 

Bu spor dalını diğer spor dallarından ayıran en önemli nokta, bir yarışçısının veya seyircisinin bulunmaması ve sporu yapan kişinin üst seviyede disipline ve kendi sorumluluk bilincine sahip olmasıdır. Son yıllarda dağcılık ilgi patlamasıyla geniş kitleler tarafından yapılmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda dağcılık, salt dağcılıktan çıkarak, birçok alt kola bölünmüştür. Yüksek irtifa dağcılığı, kış dağcılığı, buzul tırmanıcılığı, kaya tırmanışları, trekking veya doğa yürüyüşleri gibi.

Dağcılık, yaralanma ve ölüm tehlikesinin bulunduğu spor dalları arasında yer alır. Dağcılık, paraşütçülük, kaya tırmanışı, otomobil yarışçılığı, sürat kayağı gibi spor dalları, yoğun bir heyecan faktörü içerir. Bu sporları yapan sporcular genellikle patlayıcı bir kişiliğe sahiptirler. Güçlü, sert ve kişisel disiplini kuvvetli insanlardır; ani ve doğru kararlar vermek zorundadırlar.

Dagcılık Sporu Nedir

Dağcılığın Tanımı

Dağcılığın alanyazında yapılmış birkaç tanımlaması vardır. Bunlardan ilki UIAA (Union Internationale des Associations d'Alpinisme, Uluslararası Dağcılık Federasyonları Birliği) dağcılığı; “dağların zirvesine ve/veya tanımlanmış bir noktasına tırmanarak ulaşılması” olarak tanımlarken, Bozkurt Ergör dağcılığı; “kayada, karda, buzda, buzulda ve her türlü şartta ve koşulda dağların doruklarına ulaşmak amacıyla yapılan tırmanışlar” olarak tanımlamıştır. Bir diğer tanıma göre dağcılık insanların doğayı, yaşamı ve kendilerini tanımak için, kendi fiziksel ve psikolojik sınırlarını öğrenmek ve geliştirmek için doğada, yükseklere doğru yaptıkları yolculukların oluşturduğu bir spor dalıdır. Ancak, dağcılıksadece tırmanmaktan oluşmaz, mücadele, risk ve zorluk da içerir. Dağcılıkhepsinin ötesinde, dağın doğasını iyi bilmek demektir. Karşılaşılabilecek zorlukların üstesinden gelebilecek beceriye de sahip olmayı gerektirir.

Kaya tırmanışı, kaya yüzeylerindeki girinti, çıkıntı ve çatlakları; vücut, el ve ayaklarla tutmak, basmak ve sıkıştırmak suretiyle, fiziksel ve teknik güç harcayarak sportif amaçlı yükselmek ve alçalmaktır. Serbest ve malzeme kullanarak yapılabilir, kısa kaya yüzeylerinde yapılabildiği gibi (bouldering) uzun duvarlarda da yapılabilmektedir. Bu nedenle sportif kaya tırmanışı ve geleneksel kaya tırmanışı diye iki ana başlığa ayırmak mümkündür. Tırmanış günümüzde, dünyanın en popüler sporlarından olmuştur. Tırmanış bir spordan daha fazlasıdır, bir arayıştır diyen Fındık (2012) bu sporun fiziksel dayanıklılık gerektirmesinin yanında zihinsel dayanıklılık da gerektirdiğini vurgulamaktadır.

Dagcılık Sporu Nedir

Dağcılığın Türleri

Alpinizm

Alpin stil: Amaç doğrudan zirvedir. Zirveye mümkün olan en kısa sürede gidilir ve dönülür.

Günlük yürüyüş (Hiking): Dağda sabah başlayıp akşam biten günübirlik yürüyüştür.

Kamplı yürüyüş (Trekking) :Dağda çadır kamplı olarakyapılan yürüyüşlerdir.

Expedition: Dağda uzun süreli ve çok amaçlı olarak (zirve tırmanışları, araştırma gezileri ve tırmanışları vb.) yapılan etkinliklerdir.

Sportif tırmanış

Genellikle kaya üzerinde ya da yapay duvarlarda yapılan tırmanış şeklidir. Kendi içinde 4 ana kısma ayrılır.

Bouldering: Yerden fazla yükselmeden kaya tırmanma tekniklerini kullanarak kaya üzerinde yapılan antrenmandır.

Kaya tırmanışı: Kaya tırmanma tekniklerini ve emniyet malzemelerini kullanarak kaya üzerinde bir ip boyuna (50m) kadar yapılan tırmanma şeklidir.

Uzun duvar tırmanışı: Kaya tırmanma tekniklerini ve emniyet malzemelerini kullanarak bir ip boyundan daha yüksek olan kaya üzerinde yapılan tırmanış şeklidir.

Yapay duvar tırmanışı: Genellikle kapalı alanlarda (bazen açık havada) kimyasal malzemeler kullanılarak yapılan sabit veya ayarlanabilen duvar sistemlerini barındıran ve genellikle yarışmalara yönelik yapılmış değişik boyutlarda duvarlardır.

Dagcılık Sporu

Dağcılık Sporunun Tarihi Gelişimi

1786’ da Balmat ve Packard’ın Mont Blanc’a tırmanışı dağcılığın başlangıcı sayılır. 1870’ e gelindiğinde Avrupa’nın tüm zirvelerinin tırmanışları tamamlanmış ve dağcılar, Himalaya, And, Kafkas ve Kuzey Amerika dağlarına yönelmişlerdir. 20. yy. da ise dağcılık birçok ülkeye yayıldı ve Himalayalar ile diğer Asya dağları ilgi çekmeye başladı. 1953’ de “Edmund Hillary ve Tenzing Norgay” 8850 m. ile dünyanın en yüksek zirvesi olan Everest’ e tırmanmayı başardılar. 1960’lı yıllarda ilk tırmanışları tamamlanan dağların zor rotaları denenmeye başladı ve bu tırmanışlar başarıyla gerçekleştirildi. Ayrıca teknik malzemelerle desteklenen kaya ve buz tırmanışları yaygınlaşarak gelişme gösterdi. İlk dağcılık örgütü, 1857 yılında İngiltere’ de kuruldu. UIAA (Union Internationale des Associations d'Alpinisme) ise 1932’ de 18 ülkenin katılımı ile kurulmuştur.

Türkiye’ de dağcılığın tarihçesi 1800’lerin ortalarına uzanır. 1829’ da Alman dağcı “Parrot” Ağrı dağının ilk tırmanışını gerçekleştirmiştir. “Ali Vehbi Türküstün” 1906 yılında Mont Blanc’ a tırmanmıştır. 1924’ de bir Türk ekibi Erciyes’ e ilk tırmanışı gerçekleştirmiştir. 1939 yılında Beden Terbiyesi içinde Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu kurulmuştur. Federasyonun ilk başkanlığını L. Osman Çıkıgil 4 yıl süreyle yürütmüştür. 1943-1948 yılları arasında başkanlığı Nizamettin Kırşan ve sonradan Asım Kurt vekâleten yürütmüştür. 1948 yılında başkanlığa Asım Kurt atanmış ve 1966 yılına kadar bu görevi yürütmüştür. Bu tarihten sonra federasyon Dağcılık ve Kayak olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu’nun önderliğinde Kayseri, Erzurum ve Sarıkamış’ta Halkevleri kanalıyla dağcılık ve kış sporları teşvik edilmeye başlanmıştır. 1945 yılında Dağcılık ve Kış Sporları Federasyonu, Hakkâri-Cilo dağlarını kapsayan özel bir dağcılık gezisi düzenlemiştir. 1938 yılında Dr. Hans Bobek’in Cilo ve Sat dağları, 1949 yılında Dr. Blumenthal’ın Büyük Ağrı Dağı ile ilgili yayınları Avrupa’da büyük ilgi görmüş ve ülkemiz dağlarına ilgiyi artırmıştır. 1950-1960 yıllarında Ankara, Manisa, Kayseri ve Erzurum gibi merkezlerde kulüpler kurulmaya başlandı. Aynı zamanda da yurtdışından gelen dağcılarda artış görülmeye başlandı. Buna Büyük Ağrı Dağı’nda karaya oturduğu sanılan Nuh’un gemisinin büyük etkisi olmuştur.

Aynı yıllarda Üsteğmen Şahap Atalay ile Binbaşı Adnan Doğu’da ünlü dağcılarımız arasındaki yerlerini almışlardır. Bu yıllarda Manisa Dağcılık Kulübünden Ertuğrul Dayıoğlu ve Halit Değirmencioğlu dağcılık sporundaönderlik yapmışlardır. Gültekin Çeki 1954 yılında Büyük Ağrı’ya tırmanmıştır. Bu dönemde Erzurum ve Sarıkamış birer pilot merkez haline getirilmiş ve kayak sporunun bölge gençliğine mal edilmesine çalışılmıştır. İlk kez bu dönemde Avusturyalı öğretmenlerin teknik gözetiminde Türk kayakçıları, olimpik ve uluslararası kayak öğrenim ve yarışma yöntemlerini öğrenmeye ve uygulamaya başlamışlardır.

Dagcılık Sporu

Dağcılıkta Temel Unsurlar

Dağcılık eğitimiyle, dağcılığın temel unsurlarını kavrayarak, gerekli olan nitelik ve davranışlar kazanılmış olur. Kişinin görünümü ve yaşam biçimi, bir ölçüde yaptığı işle özdeşleşerek kimliğini yansıtabilmektedir.

• Tırmanış teknik bilgisi ve uygulama becerisi

Kaya, kar ve buzda tırmanma, emniyet ve kurtarma teknik bilgilerine sahip olmak ve bunları yetkinlikle uygulayabilmektir. Sürekli uygulama ve yeni teknikleri öğrenmek, deneyimi ve yetkinliği sağlayacaktır. Her dağcının aynı yetenek ve deneyime sahip olması beklenemez, ancak yapacağı tırmanışın gerektirdiği bilgiye sahip olması ve bunları uygulayabilmesi şarttır.

• Uygun malzeme seçimi

Malzeme, dağcılık için vazgeçilemez bir unsurdur. Ancak malzeme temel belirleyici değildir. Önemli olan, tırmanılacak rotanın özelliklerine uygun malzemenin seçilebilmesidir. Kaya duvarı tırmanışında karabinanın unutulması, faaliyeti iptal edecektir. Fazladan taşınan malzeme ise gereksiz bir yük olarak faaliyeti olumsuz yönde etkileyebilecektir. En iyi malzeme bile, başarılı bir tırmanış için tek başına yeterli değildir. Malzeme ancak, kullanım bilgisi ve becerisiyle bir işlev kazanır.

• Karar verebilme yeteneği

Bir tırmanışın aşamalarında ya da zor bir rotada yapılacak hareketler kritiktir ve önemlidir. Verilecek kararlar sonucu etkileyecektir. Deneyimli bir dağcı, karar vermede pek bir sorun yaşamaz. Çünkü dağcılığın gerektirdiği yetenek ve davranışlar kazanılmıştır. Doğru karar vermede şu hususlar önemlidir:

  1. Teknik bilgi ve becerinin, rotanın zorluk derecesiyle uygun olması,
  2. Uygun ve gerekli malzemeye sahip olunması,
    Tırmanış ekibinin yeterli deneyime sahip olması.

Dagcılık Sporu

• Deneyim

Deneyim, sürekli uygulama ve zamanla kazanılır. Elde edilen beceri sürekli tekrarlanırsa yetkinlik sağlanır. Tekrarlanmazsa kaybolup gidecektir. Deneyim ve yetkinlikle, dağcılığın riskleri kontrol altına alınmış olur. Deneyim, bir dağcının etkinliklerde vermiş olduğu kararların birikimidir. Bir dağcı, tırmanacağı rotaya karar verirken, deneyim durumunu da göz önünde bulundurmalıdır. Bir ileri seviyeye geçmeden önce bulunduğu seviyede iyice yetkinleşmelidir.

• Kondisyon

Dağcılıkta fiziksel ve psikolojik kuvvet ile dayanıklılık önemlidir. İstenilen düzeyi elde edebilmek için sistemli bir hazırlık ve antrenman şarttır.

• Bilgilenme

Dağcılık, birçok farklı konuda bilgilenmeyi gerektirir. Teknik bilgilerin yanı sıra, ilk yardım, yön tayini, beslenme, meteoroloji, jeoloji, dağ hastalıkları, ilgili coğrafyanın sosyal ve kültürel yapısı gibi bilgiler yapılan işe destek sağlar. Bu konuda bilgili bir dağcı rota dışına çıkmaz, zamanı iyi kullanır, fazla malzeme ve yük taşımaz. Her türlü koşula hazırlıklıdır. Tehlikenin ne olduğunu bilir ve sınırlarını aşan rotaları denemez ve dönmesi gerektiği yeri bilir.

• Uyum

Dağcılık genelde bir ekip sporudur. Uyum, hem ekibe hem de yapılan işe uyum sağlamak anlamındadır. Arkadaşları ile iyi ilişkiler içersinde olmak, üstüne düşen görevleri yapmak, saygılı olmak gibi davranışlar ekip ruhunu oluşturan unsurlardır.

Dagcılık Sporu

Dağcılıkta Tehlikeler

Dağcılıkta tehlikeler iki geniş sınıflamayla ayrılabilir ve iyi bir risk değerlendirmesi yapabilmek için bunların hepsinin bilinmesi çok önemlidir. En kolay hatırlanacak tehlikeler “dağ kaynaklı tehlikeler” dir.

Bunlar Dağ ve ortamının yapısı gereği içinde olan fiziki tehlikelerdir. Bunlar kadar önemli olan bir diğeri ise “insan kaynaklı tehlikeler” dir. Bahsedilen tehlike türü, dağların güçlüklerine fiziki ve psikolojik yönden hazırlıksız olan insanlardan ileri gelir. Dağcılık kazalarında bu her iki tehlike türü, hemen her zaman rol oynamıştır.

Dağdan kaynaklanan etmenler doğaldır ve inşalar olsa da olmasa da, o çevrede olup bitmeye devam edeceklerdir. Dağ ortamı hızlı değişim ve büyük güçlerin var olduğu, insan varlığını hiçe sayan karmaşık bir yerdir. Tipi, yıldırım, aşırı ısı, yerçekimi, karanlık, rüzgâr, yağmur, sis, çığ, taş düşmesi, yüksek irtifa, buzul çatlakları, dimdik uçurumlar, kar kornişleri gibi tüm tehlikeler bu sınıflamaya dâhildir.

İnsan kaynaklı tehlikeler tırmanıcılardır. Bir tırmanıcı ne zaman dağın içerdiği dağ kaynaklı tehlikelere karşı fiziki ve zihni hazırlığa sahip değilse, o zaman insandan kaynaklanan tehlikeler ortaya çıkacaktır. Fiziki olarak yetersiz olan tırmanıcı, karanlık basmadan rotayı bitiremeyebilir. Kendisine fazla güvenen tırmanıcı, beceri düzeyinin ötesine geçen bir buz rotasını zorlayabilir. Dağcıların dağlarda sergileyebileceği bu tür tehlikeleri umursamazlık, yetersiz eğitim, yanlış kararlara varma, yetersiz malzeme, kötü fiziki kondisyon ve bunların yanı sıra kendine çok güvenmek, anlamsız bir gurur, aşırı kaygı ve korku gibi psikolojik durumlar dahildir.

Dagcılık Sporu

Dağcılık Sporunun Riskleri

Risk, gerçekleşmesini istemediğimiz olayların gerçekleşme olasılığıdır. Yapısı gereği doğa ortamında gerçekleştirilen spor türleri, bulunulan yer bakımından her zaman bir tehlike, bir kaza riski taşımaktadır.

Yaşam alanlarına uyum ve hareket zorluğundan dolayı, doğal alanlar kentte yaşayanlar için belli oranda risk taşır. Kırsal alanda yaşayanlar için de kentte hareket etmek zordur. Ancak, her iki grup içinde doğal alanlar bazen daha riskli olabilir. Nerede, ne yapıldığına göre risk oranı değişiklik gösterir. Risk oranını azaltmak da, doğada yaşama ve hareket etme becerilerini artırmakla olanaklı kılınabilir. Diğer yandan, örneğin tırmanış gerçekleştirmemizin bir nedeni de riski kontrol etmekten zevk almamızdır. Eğer tırmanış bir şekilde tamamen güvenli bir spor olsaydı cazibesini yitirebilirdi. Tırmanırken, diğer birçok etkinlikte olduğu gibi, güvenliği arttıran yeni yöntemler çıktığında daha zor olanları tercih ederken aslında bilinçaltında ayarlı olan risk termostatımızı belirli bir düzeyde tutmaya çalışırız.

Tırmanıcılar risk ile geçinmeyi iyi bilirler. Aslında önemli olan saydığınız tırmanışların çoğu en zor olan ve son ana kadar zirveye ulaşamayacağınızı bilemediğimiz tırmanışlardır. Hayali hikâyelerdeki, rotaları kaba kuvvetle zorlayan kahramanların tam tersine iyi tırmanıcılar rota üzerinde düşünerek, değerlendirip sonuçlara vararak, mantığa dayalı kararlar alarak ve devamlı olarak tehlikeyi bekleyip ona hazırlıklı olarak tırmanırlar. Ancak zihinle düşünmek ve doğru tekniği kullanmak başarılı tırmanmanın anahtarlarıdır.

Dagcılık Sporu

Stres-Spor ve Sporcu İlişkisi

Stres ve spor iç içe geçmiş iki olgu gibi görüntü vermektedir. Stres sadece elit sporculara ilişkin değil, aynı zamanda da sporu rekreatif etkinlik olarak yapanlar için de geçerlidir. Görüldüğü gibi stres sporun her alanında katılımcılar ile yan yanadır. Fakat stresin belli bir miktarının fiziksel etkinliği arttırdığı bilinmektedir. İyi streste birey hafif hafif titrer. Bu optimal düzeydeki canlılığı bozmaz, aksine organizmanın dayanma gücünü artırır. Bireysel bir kısım haz duyguları da yaşanır. Kötü stres tüm yaşantıda olduğu gibi sporda da istenmez. Çünkü kötü stressıkıntılı ve ıstırap vericidir. Bu tür bir yaşantıda bireyin bilişsel, davranışsal, duyuşsal ve fiziksel işlevlerinde de çeşitli biçimlerde azalmalar oluşur. Bilişsel düzeyde yaşanan stres sonucu sporcu olumsuz düşünmeye, olumlu düşünceyi reddetmeye, kendi yetenek ve performansını olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Fizyolojik düzeyde streste ise kaslarda gerginlik, gevşeyememe, gerilim, baş ağrıları, mide krampları ve uyku bozuklukları ortaya çıkabilmektedir.

Davranışsal düzeyde ise zamanlamanın yitirilmesi, reaksiyon zamanında uzama, dikkat ve konsantrasyon kaybı ortaya çıkmaktadır. Duyuşsal düzeyde saldırganlık duyguları, süreklilik göstermeye başlayan endişe, öfke, korku, suçluluk duyguları ve hüzün ortaya çıkmaktadır.

İnsanlarda stres yaratan durumlar geniş çaplı şekilde bireylerin yaşları, deneyimleri ve içinde bulundukları duruma göre değişir. Spor söz konusu olduğunda, çocuklar için çok stresli olan bir durum yetişkinler için sorun olmayabilir. Bunun tam tersi de söz konusudur.

Çocuklar, ergenler ve yetişkinler sanki fiziksel ve psikolojik olarak aynılarmışçasına stres ve sıkıntı oluşabilir. Profesyonellerde kullandıkları antrenman tekniklerini çocuklarda da kullanan antrenörler potansiyel stresli ortamlar yaratabilirler. En önemli problemlerden biri otoriter olan antrenman tekniğidir. Sporcuyu disipline etmekle kötü fiziksel muamele arasındaki ince çizgi son zamanlardaki antrenör-sporcu krizlerinin en tartışmaya yol açan etmenlerinden biri olmuştur.

Dagcılık Sporu ve Stres

Stres, sporcuların fiziksel enerjilerine, elde edecekleri kazanç ve zaferlere, zevk ve eğlencelerine zarar vermektedir. Stres, sporculara becerikli olmadıklarını düşündürerek öz güvenlerine zarar verebilir. Psikolojik stres sporcuların yıllarca çalışarak ulaştıkları becerilerini sergilemelerine zarar verebilir ve sporcuların akış deneyimi yaşamalarına engel olabilir. Stres sporcuların sakatlanmalarına yol açabilir ve onların erken emekliliğe ayrılmalarına neden olabilir. Stres gizli ve sinsi bir hastalıktır. Bu kendisini sürantrenmanda (zihinsel, duygusal, sosyal ve bedensel olarak yaşanılan tükenmişlik) yansıtabilir. Stresin zararları sadece sporcular için değil, antrenörler, teknik direktörler ve diğer yardımcı çalışanlar için de söz konusudur. Bu yüzden kendimize yardımcı olabilmek için stres yönetimitekniklerin bilinmesi gerekir. Bu tekniklerle temelde sporculara üç ana konuda yardımcı olmayı amaçlamaktadırlar: Strese verilen fizyolojik cevabı kontrol etmek ya da etkisini azaltmak, Düşünceleri ve dikkati kontrol edebilmek, yeniden yönlendirebilmek ya da şekillendirebilmek, Davranışlarda olumlu ve kalıcı değişiklik sağlamaktır.

Spor psikolojisi alanında yapılan çalışmalar, spor ortamının son derece karmaşık bir yapıya sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. Spor yapan bireylerin yoğun antrenman ve müsabaka yaşantıları içerisinde bir kapı aralamak, spor ortamında sergiledikleri davranışlara açıklık kazandırmak ya da bu alanda karşılaşmış oldukları sorunlarla başa çıkmalarını kolaylaştırmak amacıyla yapılacak oldukça fazla modifikasyon bulunmaktadır. Elde edilen her ilerleme performans anlamında bir kazanç olabileceği için bu tür düzenlemeler günümüz şartları da göz önünde bulundurularak listelenmek istenirse: Yapılan çalışmada, kadın sporcuların erkek sporculara göre stresle başa çıkmaya ilişkin stratejileri daha fazla kullandıkları bulunmuştur. Antrenörler ve spor psikologları erkek sporcularla ekstra çalışmalar yaparak stresle başa çıkma konusunda destek olmalıdır, Sporcuların kişilik özelliklerine dayalı araştırmalar arttırılmalıdır.

Deneyimli sporcuların daha küçük yaşlardaki sporculara stresle başa çıkmalarında örnek olması açısından beraber zaman geçirme imkânları sağlanmalıdır, Antrenörler stresle başa çıkmak için takım içerisindeki ortamı hazırlamalıdırlar; spor psikoloğu desteği sağlamalı, yöneticiler bu konuda eğitilmelidir, Spora başlangıç döneminde sporcuların, temel psikolojik görüşleri ortaya konulmalıdır, Sporcular açısından bakıldığında, stresle başa çıkmadakendilerini eğitmeye istekli olmalı ve her türlü desteğe açık olmalıdırlar, Maksimum performans amacıyla sporcular, erken yaşlardan itibaren, yüksek başarı beklenen antrenman ve müsabakalardan uzak tutulmalıdır, Küçük yaşlarda başlatılan spor aktivitesinin oyun formatında verilmesi sporcunun ileride daha sağlıklı bedensel ve zihinsel olarak bir şekilde spor yapmasına olanak sağlayacaktır. Stresle başa çıkmada kullanılan stratejiler belli yaşlardan itibaren sporculara öğretilmelidir, Antrenman dizaynında, müsabaka şartlarına uygun çalışma tarzlarına yönelik uygulamalara öncelik tanınarak, yer verilmelidir, Sporcuların psikolojik ihtiyaçlarına uygun rehberlik ve danışmanlık hizmetleri verilmelidir, Sporcuların duygusal, bilişsel ve fizyolojik yapıları dikkate alınarak sportif yönlendirmeler yapılmalıdır.

Sporda Stres ve Başa Çıkma

Günümüzde gelişen toplumlar sporu toplumların sosyal, kültürel, sosyoekonomik ve politik oluşumlarının göstergesi haline getirmişlerdir. Spordaki performans göstergesi, spor yarışmalarında elde edilen başarıyla belirlenmektedir. Başarıyı hedefleyen spor modeli, beraberinde zorlanan insan modelini de getirmektedir. Buna bağlı olarak günümüzde bir meslek haline gelen spor ile stres büyük bir etkileşim içinde bulunmaktadır. Milyonlarca insana bir anda coşku ya da hüzün yasatabilen spor müsabakalarında başrolü oynayan sporcu da hem bedensel hem ruhsal olarak yoğun yüklenmeler altındadır ve istenilen performansı sergileyebilmek için, uzun süreli antrenmanlara katlanmak zorundadır. Özel yasamı dâhil her hareketi kontrol altında tutulan sporcudan tek istenen kazanmaktır. Her yarışma sporcu için sosyal ve ekonomik açıdan büyük önem taşır. Böylesi bir ortamda sporcunun fiziksel özellikleri ne kadar mükemmel ve geçirdiği antrenman süreci ne kadar kusursuz olursa olsun başarıya ulaşmasında stresle başa çıkabilme yeteneği önemli bir yere sahiptir.

Düzenli yapılan sportif aktivitelerle insan güçlü bir vücuda sahip olabilmektedir. Vücudun bütün sistemleri; çalışan kaslar, kalp, hormonlar, metebolik reaksiyonlar ve merkezi sinir sisteminin duyarlılığı sportif uyarılmalarla güçlendirilmektedir. H. Cooper'ın başlattığı daha sonra başka bilim adamları tarafından doğrulanan araştırmalara göre düzenli egzersiz programı yapanlarda duygusallık, sakinlik, problemsiz uyku ve kan basıncında düşme görülmektedir. Bu rahatlama devresine ulaşmak, stres reaksiyonunu azaltmak için önem taşımaktadır. Her türlü fiziksel aktivite veya spor çeşitleri rekreasyon anlayışı içerisinde gerçekleştirildiğinde salt faaliyetin içerisinde yarışma, kazanma, zorlama gibi faktörler bulunsa bile, faaliyetten kişinin psikolojik ve sosyolojik tatmini ve eğlenmesi söz konusu olabilir. Sporda kötü stresin azaltılması ve iyi stresin artırılması genel olarak performans açısından önemlidir. Paerson’a göre, sporun stres kaynağı olması yapılan spora ve bu sporu yapan bireye bağlıdır. Yani sporun stres kaynağıhem bireye hem de duruma özeldir. Buna göre; sportif duruma özel stres kaynakları; yüksek oranda motivasyon, kinestetik beceri, rekabet ve organizasyon gerektiren “atletik sporlar” ve eğlenceye yönelik değerler ve yönlendirmeler içeren “oyun sporları” olarak sınıflandırılmıştır. İzmir Sporcuya özgü stres kaynağı olarak, kişinin hedef ve değerlerini bozma veya tehlikeye atma, kişinin fiziksel sağlığında belirsizlik yaratma, kişinin kimliğini korumasını tehdit etme ve kişinin sosyal çevresini kontrol etmesini etkileme gibi durumlar sıralanabilir. Sporcular daha çok zamanı sınırlı ve kısa süren aktivitelerin yapılması sırasında stresle karşılaşmaktadırlar. Yapmış oldukları bireysel hatalar, almış oldukları cezalar ve özellikle müsabakalarda izleyiciler tarafından yapılan hoş olmayan yorumlar sporcuların olumsuz yönde etkilenmesine ve sporcular için ciddi bir stres kaynağı oluşmasına neden olmaktadır. Udry (1997), yapmış olduğu çalışmada kendini baskı altında hisseden sporcuların rakipleriyle olan ilişkilerinde pozitif ya da tarafsız olmak yerine olumsuz yönde tepkiler verdiklerini ortaya koymuştur.

Dagcılık Sporu ve Stres

Birçok sporcu yarışmalarda baskı ve zorluklarla karşılaşmaktadır. Bu baskı ve zorluklar özellikle yarışmasal aktivitelerde sporcuların kaygı ve stresyasamalarına neden olmaktadır. Örneğin bir maç esnasında skoru tehdit unsuru olarak gören bir sporcu, karsı takımın kendilerinden güçsüz olduğunu bilse bile bunu gözünde büyütür. Bu durum organizmada bazı fizyolojik tepkilere neden olur.

Heyecan, korku ve stres anında salgılanan adrenalin sonucunda, organizmada fizyolojik olarak kan basıncının (tansiyon arteriyel), kas gerginliğinin (gerim/tonus) ter bezi faaliyetlerinin ve kalp vurum sayısının (pulse/nabız) arttığı görülür. Solunum (respirasyon) sıklaşır ve göz bebeklerinde büyüme olur. Beyine ve kaslara daha fazla oksijen gerektiği için kanda alyuvarlar (eritrosit) sayısı artar, iç organlardaki kan miktarının azalması nedeniyle sindirim yavaşlar.

Sporcuların stres kaynakları karsısında etkin bir şekilde mücadele edememeleri onların fiziksel sağlığını etkileyebileceği gibi hoş olmayan davranışlara da sürükleyebilir. Bu davranışlar; küfürlü konuşma, saldırgan tutumlar, fiziksel aktivitelerde azalma, düşük akademik performans, problem çözme yeteneğinde düşme, sosyal destek ve işbirliği çerçevesinde anti-sosyal davranışlara kadar varabilir. Bütün bular antrenman veya yarışma sırasında sahip olduğu performansı sergileyememesine neden olur. Sporcular konsantre olamaz, Koordinasyonu bozulur, teknik ve taktik hareketlerde hatalar sergiler.

Folkman ve Lazarus (1988) Stresle başa çıkmayı bireyi tehdit eden tehlikelerle karşılaşma durumda ayakta kalabilmeyi sağlayan öğrenilmiş davranışlar olarak tanımlamışlardır. Sportif aktivitelerde stresle başarılı bir şekilde bas etme; kendine güven kazanmada, uygun bir mentol duruş oluşturmada ve sürekli bir uyum ve konsantrasyon sağlamada önemli bir rol oynar. Sporcuların seçtiği başa çıkma stilleri strese verilen tepkinin çok önemli bir öğesidir. Birçok bireyin başa çıkma çabalarını ve seçimlerini verilen stresöre uygulamaları değişiklik gösterir. Başa çıkma becerileri insanların yasadıkları zor deneyimlerden zarar görmelerini engellemeye yardım eder. Aynı zamanda başa çıkma stratejileri bir sporcunun sakatlanma riskini artıran olumsuz yasam olaylarına karşı korur ve sakatlık durumu oluşsa bile sporcunun uygulanan rehabilitasyona daha iyi adaptasyon sağlamasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra başa çıkma kaynakları sporcuların yapmış olduğu sporun stresleriyle ilgilenmesine yönelik becerilerini etkiler. Araştırmacılar, stresle başa çıkmada problem odaklı ve duygu odaklı başa çıkma stillerini merkeze alınmışlardır. Problem odaklı başa çıkma, kaygıya neden olan problemin doğrudan yönetilmesidir. Problem odaklı başa çıkma sporcularda stresörün etkilerini ortadan kaldıran etkin adımları içerir ve doğrudan hareketi başlatmayı, kişinin çabalarını artırmayı ve stresin kaynağınıaçıklamaya yönelik bilgi aramayı ya da onun yeniden ortaya çıkmasını önlemeyi içerir.

Dagcılık Sporu ve Stres

Problem odaklı başa çıkma stili genellikle durumu kontrol edebilen sporcular tarafından kullanılır. Bu tip başa çıkma efor artırmayı, planlamayı, aktif başa çıkmayı ve rekabetçi aktiviteyi artırmaktadır. Duygu odaklı başa çıkma, başa çıkmayı kolaylaştıran bilişsel stratejinin kullanımıyla ilişkilidir. Bu tip başa çıkma, durumun zarar ya da kayıp içerdiği zamanlarda daha etkilidir. Bu stratejiler sporcuların kendi kendine konuşma, hayal kurma, kaçınma, yadsıma, öfke ve psikolojik olarak boşluğa düşmelerini içerebilir. Sporcunun performansını ve başarısını diğer sporcularla karşılaştırması, kafasında oluşan alternatif tepkiler sonucu karar vermede yetersiz kalması, cezalar ve hatalar üzerinde yoğunlaşması gibi sonuçlar doğurabilir. Bunun yanı sıra duygu odaklı başa çıkma, dikkati başka bir yere yönlendirerek ya da durumun anlamını değiştirerek stresin azalmasında etkili olabilmektedir. Duygu odaklı davranışsal başa çıkmanın olumlu ucunda sosyal destek arama yer alırken, olumsuz ucunda yer değiştirme, şaşkınlık ve danışmadan (bilgi aramaktan) kaçınma bulunmaktadır. Bireylerin algıladıkları sosyal desteğin stresle bas etmede önemi oldukça büyüktür. Sosyal destek genellikle, sevilen, ilgilenilen, saygı duyulan birinden iletişimin bir parçası ya da ortak zorlamanın bir neticesi olarak birinden haberdar olmak olarak tanımlanır.

Sporcuların takım arkadaşlarından, antrenörlerinden ailelerinden ve takım doktorundan aldıkları olumlu pekiştireçler stresle başa çıkmada etkili bir yoldur.

Dagcılık Sporu ve StresKaçınma stili ise stresle başa çıkmada duygusal kaynaklar sınırlı olduğunda, stresin kaynağı açık olmadığında, birdurum kontrol edilemez olduğunda ya da stresin sonuçları anlık ya da kısa vadeli olduğunda kullanılmalıdır. Kaçınma başa çıkma stili eldeki görevden ziyade başka bir göreve bağlanmayı içerir. Stresle başa çıkmada kaçınma stili, sporcunun dikkat dağıtan düşüncelerle karıştığı durumlarda ve anlık karar vermeyi gerektiren durumlarda daha çok kullanılmaktadır.

Problem odaklı ve kaçınma başa çıkma stilleri her zaman bağımsız kullanılmayabilir. Yani sporcuların her ikisini aynı durumda kullanabilmektedirler. Mesela seyircinin yoğun gürültü ve küfür etmesi sporcular için bir tehdit unsuru sayılabilir. Sporcular tehdit edici durumların bazı yönlerinden kaçınma eğilimi gösterirken öte yandan güvenlik hissiyle ve konsantrasyonunu korumak için problemli durumla mücadeleye girebilir.